Yaygın Anne Baba Tutumları

list-otizm-ve-yaygin-gelisimsel-bozuklukÇocukların hayatta kalması, büyümesi ve gelişmesi için beslenmeye, hastalık ve kazalardan korunmaya, uyum sağlayıp değişiklik oluşturabilmek için ise dünyada işlerin nasıl yürüdüğünü öğrenmeye dair gereksinimleri vardır. Bütün toplumlarda ortak olan uygulamalar, besleme, uyutma, tutma ve taşıma, hastalıkları önleme ve koruma, zararlardan koruma, sosyalleştirme ve beceri öğretmedir. Bunların nasıl yapıldığı ise, kültürler arası farklılıkları doğurmaktadır.

İnsan yaşamında, doğumdan önce başlayan ve hayatın sonuna kadar etkisini sürdüren bir kurum olarak aile, fizyolojik olduğu kadar ekonomik, kültürel ve toplumsal yönleriyle de kişinin ruhsal gelişimini, davranışlarını biçimlendirip yönlendirir.

Aile, çocuğun ruhsal gelişiminde en önemli ortam ve toplumsal kurumdur. Anne, baba ve çocuk ilişkisi temelde anne ve babanın tutumlarına bağlıdır. Çocuklar arasında uyum bozukluğuna yol açan birçok vak’aya, anne-baba tutum ve davranışlarının sebep olduğu görülmektedir. Anne ve babaların, tutum ve davranışlarını oluşturan nedenler incelendiğinde, tüm davranışlarda olduğu gibi, çocuklarına karşı takındıkları tavrın da bir öğrenmeler bütünü olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Anne ve babaların, çocuklarına karşı tavırlarını etkileyen nedenleri, şu şekilde sıralamak mümkündür:

Anne ve babanın; çocuk daha doğmadan evvel, zihinlerinde nasıl bir çocuk istediklerine dair hayali bir çocuk kavramı oluşur. Çocuğun doğumunun ardından bu hayalle paralellik göstermediğini fark edince, oluşan hayal kırıklığı ile birlikte çocuğu reddedebilir.
İçinde yaşanılan toplumun kültürel değerleri, anne babaların çocuk yetiştirmedeki tutum ve davranışlarını önemli düzeyde etkilemektedir.
Üstlendikleri ebeveyn rolünden mutlu olan ve çocuğunu yetiştirmede kendine olan inancı yerinde olan ebeveynler, kendilerini yetersiz, güvensiz ve başarısız kabul eden ebeveynlere oranla daha olumlu ve başarılıdırlar.
Çocuklarının sayı, cinsiyet ve kişilik özelliklerinden memnun olan ebeveynler, memnun olmayanlara oranla, daha olumlu ve uygun tutumlara sahip olmaktadırlar.
Ayrıca bu özelliklerin yanı sıra,

Ailenin kendi çocukluğunda yaşadığı deneyimler,
Ebeveynliğe iyi uyum sağlamış olmaları,
Çocuk isteme nedeni,
Çocuğun ebeveyne davranış biçimi gibi koşullar da, ailenin çocuğa karşı olan tutum ve davranışlarını etkilemektedir.
Anne babaların, çocuklarına karşı olan, en yaygın tutum ve davranış biçimlerine bakacak olursak;

Aşırı korumacı tutumda, anne babanın aşırı koruması, çocuğuna gerektiğinin üzerinde özen ve kontrol göstermesi anlamına gelmektedir. Bunun sonucunda çocuk, diğer kişilere aşırı bağımlı, kendine güveni olmayan, duygusal kırıklıkları olan bir kişi olabilir. Çocuğun yaşamı boyunca sürebilen bu bağımlılık, psiko-sosyal olgunluğu olumsuz açıdan etkiler ve çocuğun kendi kendine yetmesine olanak vermeyebilir. Hoşgörü sahibi olma tutumunda, çocukların bazı kısıtlamalar dışında, arzularını diledikleri biçimde gerçekleştirmelerine olanak tanır. Böyle durumlarda çocuk evine yönelik bir birey olmaktadır.
Eğer, anne babanın hoşgörüsü yeterli düzeyde ise çocuk; yaratıcı, kendisine güvenen ve toplumda kendisine yer edinip başarılı ve doyumlu bir birey olur. Aşırı hoşgörülü ve çocuğa düşkün olma tutumunda, çocuk bencil olabilir, daima diğerlerinin dikkatini çekmeyi ve kendisinin dünyanın merkezinde olduğunu düşünüp yaşamayı isteyebilir.
Ayrıca bu ortamdaki çocukların ev içinde ve dışında, sosyal uyumları düşük olabilmektedir.
Reddetme tutumunda aile, bir bakıma çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılamayarak ya da karşılamayı aksatarak, çocuğa karşı olan nefretini ve reddini belirtmektedir. Bunun sonucunda duygusal kırıklıkları olan, yardım duygusundan uzak, sinirli, özellikle kendinden küçüklere ve güçsüz olanlara düşmanca duygulara sahip bir birey olabilmektedir. Kabul eden tutumda ise tam aksine, ebeveyn çocuğu ile sıcacık bir sevgi ilişkisi kurar ve çocuğa yeteneklerini geliştirebileceği ortamı sağlayarak, çocuğun sosyal, kendine güvenen, insan canlısı, dengeli ve mutlu bir birey olmasına katkıda bulunur.
Çocukları baskı altında tutma tutumunda, ebeveynlerden birinin ya da her ikisinin de baskısı altında olan çocuk, nazik, dürüst ve dikkatli olmasına karşın, sosyal ilişkilerinde çekingen, aşırı hassas ve başkalarının etkisinin altında kolayca kalabilen bir çocuk olabilmektedir. Baskı altında büyüyen çocuklarda, başkaldırı ve isyankarlıkla birlikte aşağılık duygusu da gelişebilmektedir.
Boyun eğme tutumunda, anne babalar evden çocukların egemenliğini kabullenen kişilerdir. Bu tür ailede çocuklar, ebeveynlerine az saygı göstermekte ve onlara hükmetmektedirler. Bu çocuklar zamanla anne babalarıyla kalmayıp, çevrelerinde de hükümranlıklarını kurmaya ve korumaya çalışan bireyler haline dönüştürülebilmektedir.
Çocuk ayırma tutumunda, aileler tüm çocuklarını eşit düzeyde tuttuklarını söylemelerine karşın, bir kısım anne ve babanın bazı çocuklarını, daha fazla sevdikleri ve kolladıkları gözlenmektedir. Diğer çocuktan ya da çocuklardan ayrılan bu çocuklar, gördükleri aşırı sevgi ve ilgi ile birlikte, akranlarıyla kurdukları ilişkide aynı davranışı ararlar ve göremeyince de saldırgan baskıcı bir görünüm içinde olabilmektedirler.
Sonuç olarak; çocuğun kendini tanıması, kişiliğini kazanması ve uyum sağlamasında anne-baba tutumlarının yeri çok önemlidir. Bebek, çocukluğa doğru geliştikçe yeni beceriler kazanmaya, davranışlarını kendi denetimi altına almaya başlamaktadır. Bu dönemde ailenin rehberliği çocuğun gelişimi üzerinde çok etkili olur. Hatalı anne baba tutumu ve bozuk aile yapısı, sağlıksız bir gelişimin ve uyumsuzlukların başlıca kaynağı olabilmektedir.

Anne-baba, bazen çocuğa çok şey vererek onun kendi gelişimine yön vermesini engeller. Bazen de çok az şey vererek ona gerekli desteği sağlayamaz ve uygunsuz davranış örüntülerinin gelişimine neden olabilmektedir. Günümüzde ise ne yazık ki ebeveyn tutumları gevşek olmakta ve çocuk istediğine ne kadar sahip olursa, o kadar mutlu olur inanışı yaşanmaktadır. Bu inanışın yanlışlığı ise tartışmasız görülmektedir.

BURÇAK ENGİN – Psikolog

Yazar: M. Adıbelli

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir